6 Eylül 2016

"Ability"

6 Eylül 2016
Japonya'nın Osaka şehrinde yaşıyorum ve sabahları işe gitmek için çoğunlukla metroyu kullanıyorum. Bir gün, yine metroyu beklerken, istasyonun köşesinde dikilmiş evsiz bir adamı fark ettim. İnsanlar geçtikçe kendi kendine mırıldanıyordu. Elinde bir bardak tutuyor, görünüşe bakılırsa, bozukluk dileniyordu.

Evsiz adamın yanından şişman bir kadın geçti ve adamın "Domuz." dediğini açık seçik duydum. Çok şaşırdım buna. Şu evsiz adam, hem insanları aşağılayıp hem de onlardan para almayı mı umuyor yani?

Sonra, uzun bir iş adamı geçti yanından ve bizim evsiz "İnsan." diye mırıldandı "İnsan mı?" diye düşündüm. Hiç şüphe yok buna. Kesinlikle, o iş adamı bir insan.

Ertesi gün, metro istasyonuna erkenden vardığım için biraz zaman öldürmem gerekti. Ben de evsiz adamın yakınlarında durmaya ve homurdanmalarını dinlemeye karar verdim.

Zayıf ve çelimsiz bir adam geçti evsizin önünden ve bizimkinin "İnek." dediğini duydum. "İnek ne alaka?" diye düşündüm. Adam, bir inek olamayacak kadar sıskaydı. Daha çok bir hindi ya da tavuğa benziyordu bana kalırsa.

Bir dakika ya geçti ya geçmedi, şişman adamın biri geldi ve evsiz bu sefer "Patates." dedi. "Şimdi de patates ha?" Oysa şişman insanlara hep "Domuz." der diye düşünmüştüm.

O gün, gün boyunca, iş sırasında bile, evsiz adamı düşünmeden edemedim ve bu sözlerinin anlamını çözmeye çalıştım. Neden böyle homurdandığını, bunun arkasındaki mantığı bir türlü oturtamıyordum kafamda.

Belki de, diye düşündüm, bir çeşit medyumdur bu adam. Geçip giden insanların önceki yaşamlarında ne olduğunu biliyordur. Japonya'da çoğu insan reenkarnasyona inanıyor sonuçta.

O günden sonra defalarca izledim evsiz adamı ve artık iyiden iyiye teorimin doğru olduğundan emin olmaya başladım. İnsanlar hakkında genellikle "Tavşan.", "Soğan.", "Koyun." ya da "Domates." dediğine şahit oldum.

Artık bir gün canıma tak etti ve merak her şeyi yendi. Gidip açık açık sormaya karar verdim. Usulca yanına yanaştım ve bana bakıp, "Ekmek." dedi.

Bardağının içine biraz para bıraktım ve bir medyum olup olmadığını sordum.

Evsiz adam gülümsedi ve "Evet, öyle." dedi. "Bir çeşit medyum gücüm var. Yıllar önce kazandığım bir güç. Ancak umduğun türden bir şey değil. Geleceği göremem, zihnini okuyamam, ya da ona benzer şeyleri yapamam işte."

"İyi de," dedim merakla, "Nedir peki yeteneğin?"

"Yeteneğim, birinin en son yediği şeyi bilmek." dedi.

Güldüm, çünkü doğru söylediğini fark ettim. "Ekmek." demişti benim için. O sabah kahvaltıda en son yediğim şey ekmekti. Kafamı sallayarak uzaklaştım oradan. Birinin sahip olabileceği yetenekler arasında bu, en işe yaramaz olanı olmalıydı.

-o-

Dipnot: Önce "Creepypasta nedir?" diye soranları başımızdan savalım. İçinde kısa korku öykülerinin olduğu bir sitedir kendileri. Aynı zamanda şehir efsaneleri, falanlar filanlar da vardır içinde. Ancak bir nevi kısa öykü kültürüne de dönüşmüştür kendisi. Çok fazla tutan karakterler vardır, o karakterlerin devam öyküleri, yan öyküler, yan karakterler, onların öyküleri derken, yaşayan bir organizmaya dönmüştür bu  creepypasta olayı. İşin doğrusu, ben de olaya hakim değilim. Ara sıra girip okuyorum, hepsi bu.

Yukarıda okuduğunuz öykü -şayet okuduysanız- yazarı bilinmeyen ama adı "Ability" olan bir creepypasta örneğidir. Ruhlu, katilli öykülerin aksine, oldukça naif bir düzlemi olan bu öykünün asıl vurucu noktasının sonunda değil; sonuna geldikten sonra, öykünün başına dönüp kimi ayrıntılara dikkat ettikten sonra ortaya çıkması da işin en güzel yanı bence. Diğer bir deyişle, öykü bittikten sonra görünenden ötede duran bir ufak bir ayrıntı, asıl "tüyleri diken diken eden" olmalı.

Tüm bu açıklamaya rağmen anlamayan olursa, umarım biraz ar eder de siteden sessiz sakin çeker gider. İyice inat eden olursa da sorsun bari yorumda, cevaplarız artık, ne yapalım.

Ha, son olarak, çeviri -gene- bana ait.

0 yorum:

Yorum Gönder

 
|| © 2018 - Herhangi bir hak bulursanız, saklayın! || Tasarım: Pocket ||