4 Ekim 2017

Eşcinsel Evlilik Konusunda Çocukların Tepkileri

4 Ekim 2017
Bana soracak olursanız 7 ölümcül günah içerisinde tembelliğin en fenası olduğunu, çünkü öbürlerinin aksine kat'i ve geri dönülemez biçimde kişinin kendine ihanet etmesine sebep olduğunu söylerim. Öfkeyi anlatabilirsiniz, ya da gururu, açgözlü ve kıskanç olmanız bile kabul görür, hatta sizi bir yere taşır, şehvetli olmanız doğru kişiyi bulmanıza, oburluğunuz ise yapılacak spora bakar. Oysa tembelliğin bir açıklaması yoktur, bahane olarak sunamazsınız, yaşınız ilerledikçe gülünç duruma düşersiniz; kimseye tembelim diyemezsiniz, dediniz diyelim, çocukluk bu derler, diğer günahların yanında telafisi kolaylıkla yapılacak bir şey gibi görünür, öyle olmadığını anlatmayı becermek ise çok güçtür. Üstelik kişiliğinizin bir parçası olarak görülmesi de pek mümkün değildir. Aslına bakarsanız, tembelseniz, bunu sadece kendiniz bilirsiniz, ama kimseye doğrudan bunu söyleyemezsiniz, hep bir şeyler uydurursunuz, dolayısıyla da bir bakıma yalancı olursunuz, yalanı öğrenirsiniz, bununla da kalmaz, tembelliğinizi asla gizleyemezsiniz.

Şimdi -haklı olarak- bu nasıl bir girizgah diyenler olmuştur, olmalıdır da, çünkü yazının başlığı "Eşcinsel Evlilik Konusunda Çocukların Tepkileri" iken ben kalkmış 7 ölümcül günahtan, tembellikten bahsediyorum. Ama bu gönderinin çıkış noktası tam da ona dayalıdır. Çünkü aşağıda göreceğiniz videoyu bir arkadaşım benden çevirmemi rica etmişti, ben de elbette olur diyerek kabul etmiştim. Peki bu ricanın ve olurun tarihi nedir sizce? Evet, bilemediniz: 2013.

Aslında durum sandığınız kadar vahim de değil, zira videonun çevirisini 2015'te bitirdim. Video dediğim de 15 dakikalık, adından da anlaşılacağı üzere iki eşcinsel erkek ve daha sonra iki eşcinsel kadının birbirine evlilik teklif videosunun çocuklara izletilmesi ve onların da bunlara nasıl tepkiler verdiğini görmek üzerine, zorlayıcı olmayan bir video. Ama tam iki yılda bitirdim bunu. Peki işler bununla kaldı mı? Kalmadı.

İşte şimdi durum sandığınız kadar vahim, zira 2015'te çevirdiğim videoya iki satır yazmam ve bloga koymam bir iki yılımı daha aldı. Şu srüreye bir bakar mısınız? Hayatımdan 4 yıl geçti ve bir çeviriye başlama, bitirme, bloga koyma işlemi anca tamamlandı. Bu yüzden bu çeviri, tembelliğin -benim gözümde- güzide örneklerinden birini oluşturuyor.

Üstelik işler bununla da kalmıyor, bir de durumu uzattıkça uzatıyor, kafa şişirmeden, ne anlatıyor bu diye düşündürmeden, yani aslında olması gerektiği yerde yazıyı da bırakamıyorum; nitekim aklıma geldiği gibi yazmak şeklinde bir huyum olduğu için aslında bir bakıma zihnimden akanları gecikmeli olarak okumuş oluyorsunuz.

İşte durum bundan ibarettir. Belki geçen 4 yıl içerisinde bu video defalarca kez çevrilmiş, yayınlanmıştır bile, kim bilir. İnanın bakmadım. Ama bazı geceler bu videonun aklıma geldiği, neden bloga taşımadığım üzerine derin düşüncelere daldığım, hadi taşımadın bari hayatından komple çıkar, bu videoyu unut artık dediğim gerçeği karşısında -nihayet- yapılması gerekeni yapmış olmanın mutluluğunu yaşıyorum.

Bu bir çeviri değil, itiraf ve günah çıkarmadır.

0 yorum:

Yorum Gönder

 
|| © 2018 - Herhangi bir hak bulursanız, saklayın! || Tasarım: Pocket ||