5 Nisan 2015

E. M. Cioran: Burukluk | Boşluğun Kaynağında

5 Nisan 2015 0
Ancak uyuşuk bir ruhun öte dünyayla temasları olabilir.

*

Kör karanlıkta, kendini bir aynada ararken, gelecek cinayetlerin yansımasını kim görmemiştir?

*

Dertlerimizi abartma melekemiz olmasa, tahammül etmemiz imkânsızlaşırdı. Onlara alışılmamış boyutlar atfederek kendimizi, nasipsizliğin pohpohlayıp teşvik ettiği seçme cehennemlikler, huysuz sevgili kullar addederiz.

Hepimizin iyiliğine, her birimizin içinde bir Devasızlık palavracısı vardır.

4 Nisan 2015

E. M. Cioran: Burukluk | Tarihin Başdönmesi

4 Nisan 2015 0
Nuh'ta geleceği okuma yeteneği olsaydı, gemisini hiç şüphesiz batırırdı.

*

Cinayet saati bütün halklar için aynı zamanda çalmaz. Tarihin sürekliliği de böylece izah edilmiş olur.

*

Aklımızdan geçirmediğimiz öyle çok felâket vardır ki!

*

Bütün öfkeler —dır dır etmekten şeytana taparlığa kadar—, zihinsel evrimdeki bir duraklamanın belirtisidir.

29 Mart 2015

E. M. Cioran: Burukluk | Müzik Üzerine

29 Mart 2015 0
Sıradan bir ruhla doğmuştum; müzikten, bir başka ruh istedim: Umulmadık.mutsuzlukların başlangıcı oldu bu...

*

Eğer her şeyini Bach'a borçlu olan biri varsa, o da Tanrı'dır.

*

Müziğe karşı savunma çarem olmadığından, onun despotluğuna katlanmaya ve keyfi çektiğince tanrı ya da paçavra olmaya mecburum.

*

Bizi zamana dokundurmayan hiçbir sahici müzik yoktur.

7 Mart 2015

E. M. Cioran: Burukluk | Aşkın Canlılığı

7 Mart 2015 0
Sadece erotik yaratılışta olanlar kendilerini sıkıntıya kaptırır; aşkta peşinen hayal kırıklığına uğramışlardır.

*

Bitip giden bir aşk öylesine zengin bir felsefi sınavdır ki bir berberi Sokrates'in dengi yapar.

*

Bir yosma için canına kıyan kişi, dünyayı alt üst eden kahramandan daha bütün ve daha derin bir tecrübe yaşar.

*

Ömrünün kalan kısmı boyunca aklını cinsellikte bir saniyeden biraz daha fazla yitirmeyi ummasa, kendini onunla yıpratan olur muydu?

5 Mart 2015

Hayıf

5 Mart 2015 0
Can sıkıntısı.

İşte bu kadar. Hepsi bu kadar. Can sıkıntısı. Onca yıl yaşadıktan sonra, bir tek bu açıklayabiliyordu yaşamımı: Can sıkıntısı.

Ben de ilk başta kabullenmek istemedim. Olur mu hiç öyle şey dedim. Kavuşturdum ellerimi arkamda, odanın bir o ucuna bir bu ucuna yürüyüp yürüyüp geri geldim. Durdum ve hiddetlendim: Hayır, olamaz! Bir insanın yaşamı nasıl olur da tek bir his ve cümleyle açıklanabilir! Hiçbir şey yapmadıysam bile, yaşadım ulan ben, yaşadım! Ailem oldu benim, dostlarım oldu, sevdiğim kadınlar ve çocuklarım oldu. Hadi geçiniz bu klişeleri! Tamam, geçiniz; geçelim! Hay hay! Peki ya işten kaytarıp da gittiğim deniz kenarları da mı bir anlam katmadı hayatıma? Yolda yürürken gözlerimi indirip kaldırırken bir anlığına dahi olsa gördüğüm insanların hayatını tahmin etmeye çalışmam da boşa mıydı? Kaç defa ama kaç defa bir müziğe teslim ettim ben ruhumu? Kalkıp da yakasını silkelemedim mi hiçbir şeyin? Tam da karşısında durmuşken, hiçbir şeye gönül rahatlığıyla haykırmadım mı? Bağırmadım mı hiç? Tanrım, ben ne biçim bir insanmışım! Hiçbir şey yaşamadım mı?
 
Sağlıcakla kalmanızı dilerim.