9 Şubat 2015

Emil Michel Cioran: Burukluk | Zaman ve Kansızlık

9 Şubat 2015
Yalnızca kaygı, kara ütopya, bize gelecek üzerine kesin bilgiler sağlar.

*

Etrafımızda her şey yavanlaştığında, aklımızı nasıl yitireceğimizi bilme merakı ne kuvvet macunudur!

*

Sinir hastalığı edinmek zahmetsiz bir iş değildir, bunu başaranın, her şeyle büyüyen bir serveti olur: Başarılarla da, yenilgilerle de...

*

Er ya da geç, her arzu, bezginliğine rastlamalıdır: Hakikatine...

*

Ayakta bir karar alırım; uzanırım — ve iptal ederim.

*

Tiksintilerimiz mi? — Kendimizden tiksinmemizin dolambaçlı yolları.

*

Utançlarımızı tasfiye ettiğimiz ölçüde, maskelerimizi atarız. Oyunumuzun bittiği gün gelir: Artık utanç yoktur, maske yoktur. Seyirci de yoktur. — Sırlarımıza, çilelerimizin canlılığına gereğinden fazla güvenmişizdir.

*

Sevinci mahveden şey, temelsizliğidir.

*

Sadece bir kere bile sebepsiz yere hüzünlendiysen, bütün hayatın boyunca bilmeden öyle olmuşsundur.

*

Suratımızın arkasına siperleniriz; deliye suratı ihanet eder.

*

Hüzün: hiçbir mutsuzluğun doyuramadığı bir iştah.

*

Hiçbir şey ölüm saplantısı kadar hoşumuza gitmez; saplantısı, kendi değil.

*

Sıkıntı, gönül işleriyle yetindiği müddetçe henüz her şey mümkündür; yargılamanın çemberi içinde bir yayılırsa, işimiz bitmiş demektir.

*

Ölüm karşısında hangi ıstırabı duyacağımı unuttum bile...

— o —

Dipnot: Cioran'ın Burukluk adlı eserinin Sözün Körelmesi ve Uçurum Dolandırıcısı başlıklı önceki iki bölümünden altını çizdiğim yerlere şuraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Ancak madem çok kısa bir dipnot oldu bu, şunu ekleyerek o kaçınılmaz olana, yani dipnotun sonuna ulaşayım: Sadece ölüm karşısında değil, yaşam karşısında da hangi ıstırabı duyacağımı unuttum.

0 yorum:

Yorum Gönder

 
|| © 2018 - Herhangi bir hak bulursanız, saklayın! || Tasarım: Pocket ||