9 Şubat 2016

Ernst Meister'dan Üç Şiir

9 Şubat 2016 0
O Titreyişi
O titreyişi ışığın,
o mırıldanışı,
parlıyor rüzgarda
salınan bir yaprakla.

Gece çöker
ve ben
yürür dururum
-insan olmanın ağırlığıyla-
bir aşağı bir yukarı...

•

Burası Ki
Burası ki,
hiç ve hiç arasında,
iki büklüm olunan yer
derim ki aşktır.

Burası ki,
şansın dönüp durduğu yer,
derim ki aşktır.

1 Şubat 2016

Lanet

1 Şubat 2016 1
Uyandığında üzerinde garip bir huzursuzluk hissetti. Gerindi ve esnedi, kafasını sallayıp odasından dışarıya ilk adımını attı. Annesi çıktı hemen karşısına, gülümsedi ve oğlunun dağınık saçlarını karıştırdı. Yere yığıldı kadın, sonradan anlaşılacağı üzere, öldü. Yere düşerken çıkardığı gürültüyü duyan kocası koşarak geldi, önce dizlerinin üzerine eğilip karısını sarstı, sonra neler olduğunu öğrenmek için kalkıp oğlunun kollarına yapıştı. O da olduğu yere düştü, o da öldü. Korkuyla ve çığlıkla geriledi genç adam. Hastaneyi aradı, kapıya çıkıp komşulardan yardım istemek için bağırdı. Birkaç iyi yürekli insan koşuştu eve, içlerinden birisi delikanlıyı oradan uzaklaştırmak için omzuna dokundu, hiç vakit kaybetmeden o da bu talihsiz olaylar dizisinden nasibini aldı. Öldü.

Birden genç adam bir şeylerin farkına vardı. Ancak kendi düşüncelerine inanamadı. Sıklaşan nefesi ve titreyen eliyle ona dönen bakışlar karşısında yutkundu. Yerde yatan komşusu için bir açıklama aradı, ama bulamadı. Bir feryat koptu, yerde uzanan üçüncü kişinin üzerine komşular üşüştü. O sırada birkaçı ayakta dikilen genç adama çarptı. Çarpanların hepsi hemen orada ve o anda, öldü.

Kalabalık büyüdü, ölenler arttı, genç adam böyle bir şeyin ne kadar imkansız olacağı üzerine kafa yorup durdu ve artık ortalık inanılmayacak bir karmaşaya bürünmüşken önce geri geri adımlar atarak, sonra aniden var gücüyle koşarak oradan uzaklaştı.

25 Ocak 2016

Hatıra

25 Ocak 2016 6
"Evet," demişti huysuz ama kararlı bir sesle, "İstiyorum!"

Çok yaşlı değildi, ama öleceği kesinleşmişti. Bir tür hastalık ya da bir sezgi, yolun sonunda olduğunu söylüyordu ona. Kendisini koltuğa bıraktığında ve olan biten her şeyi kafasında şöyle bir ölçüp tarttığında, bir anda, hışımla, hırsla ve acı bir feryatla koca bir hayatı boşa harcadığının farkında varmıştı.

İlk kez başına gelmiyordu bunu fark etmek, ama son kez gelmiş olduğunu anladığında, bir şeyler yapması gerektiğini de derin ve giderilmesi mümkün olmayan bir pişmanlıkla kavramıştı.

Kalkıp daha önce öfkeyle fırlatıp attığı ilanı aradı evin içinde. Çöpün hemen yakınlarında buruşturulmuş olarak buldu ve elleri titreyerek numarayı çevirdi, birkaç gün sonrasına bir randevu kopardı ve telefonu kapattığında, "Tanrım," dedi içinden, "Ne olur birkaç dün daha yaşamama izin ver."

11 Ocak 2016

(On ya da Yirmi Gün Geçmişti)

11 Ocak 2016 1
(Kendinden bahsederken utanmayan insan, kendinden tam olarak bahsetmiş de sayılmaz.)

On ya da yirmi gün geçmişti felaketin üzerinden. (Hangisinden?) Hangisinden olacak işte! Hani şu... Hakikaten de, hangisinden?

Bir insan bir aynanın karşısında ne kadar dikili kalabilirse, tam da o kadar dikili kalmıştım. Ne eksik, ne fazla. (Yalan.) Saçımı tarıyor değildim. (Yalan.) Dişlerimi de hiç gıcırdatmadım (Yalan.) İnanın bana, yumruklarım sıkılı değildi bile. (Yalan.) Aklımda tek bir şey vardı kendi gözlerime bakarken (bakmaya çalışırken), ben ne zaman öleceğim?

(Şimdi, söylemesi çok daha zor.) Değil. (Tam üç gün geçirmiştim kasabanın birinde.) Hayır hayır, yıllar geçip gitmişti. (Bir tahta sandalyeye kıvrılmış, gecenin bitmesini bekliyordum.) Neden? (Huzursuz bir düş bile görüyor değildim.) Söylesene, neden? (İnsan, değişimin eşiğinde olduğunu hissetmediğinde, zaman boşa akıyormuş gibi gelir.) Öyle de değil aslında, hiç de öyle değil. (Ve sonra, sabah olduğunda, her şeyin geçip gittiğini anlamıştım.) Neyin? (Her şeyin.) Neyin? (Gecenin işte be adam, o son gecenin.)

9 Ocak 2016

Evrenin Sonu

9 Ocak 2016 0
K. işe gelir gelmez çantasını masasının yanına fırlattı ve hemen döner sandalyesine kuruldu. Kendisinden önce gelen ve tam karşı masasında oturan iş arkadaşı M.'ye "Ne yaptın bakalım hafta sonu?" diye sordu. Sesinde muziplik seziliyordu, ama böyle olması için de ortada hiçbir sebep yoktu.

"Evreni yok ettim." dedi iş arkadaşı tüm ciddiyetiyle.

K. kendi neşeli tavrına bir karşılık bulduğunu düşünerek güldü. "Öyle mi? İyi yapmışsın, zaten bir işe yaradığı da yoktu." dedi ve kendince kıkırdadı.

"Üzgünüm, sana ya da öbürlerine sormadan yaptım bunu." dedi M.

K.'nın yüzündeki gülümseme silinir gibi oldu, çünkü karşısındaki ya doğru düzgün şaka yapmayı bilmiyordu ya da aklından bir zoru vardı.

"Öbürleri de kim?" diye sorarak, konuyu genişletmek istedi K.
 
Sağlıcakla kalmanızı dilerim.