17 Mart 2016

6 Saniye

17 Mart 2016 0
"İnsan, bir karar vermeden tam 6 saniye önce zihin hangi kararın verileceğini belirler. Yani karar vermek, zihnin ulaştığı sonucu keşfetmekten ibarettir.

Peki ya 6 saniyeden önce bir karar vermek gerekirse? İşte kaos, bu gereklilikten doğar. Ve kader, kaosu durdurmak için tanrının açtığı savaştan ibarettir.

Tüm yaşam sadece ikiye ayrılır: 6 saniyeden önce, 6 saniyeden sonra."
Genç adam, iki elinin arasında tuttuğu kağıtta yazan son cümleyi tekrar okudu: "6 saniyeden önce, 6 saniyeden sonra." Kağıdı ikiye katladı. Ayakkabılarını giydi ve evinin sokak kapısından çıktıktan sonra ağır adımlarla apartmanın merdivenlerini tırmanmaya başladı. O an genç adamın aklında çatıya ulaşmaktan başka hiçbir düşünce yoktu.

Merdivenlerin sonuna geldiğinde önünde çatıya doğru açılan bir kapı buldu. Cebinden, sakince, anahtarlarını çıkardı, bir kaç anahtarı denedikten sonra kapıyı açıp çatıya doğru ilk adımını attı.

5 Mart 2016

Kıyametin Son Günü

5 Mart 2016 0
Cenazesinde ağladığımı hatırlamıyorum. Zaten ufak bir cenaze töreni oldu, hepsi bu. Kalabalık değildik: Bir ben vardım. Anne babası bile yoktu ortalarda, ama haklı bir mazeretleri vardı: Necmi'den önce ölmüşlerdi. İşin aslı, Necmi sevilmeyen biri değildi. En azından öyle biri olamazdı, diye düşünüyorum. Hadi anne babası öldü diye gelmediler cenazeye, peki ya öbürleri? Biliyor musunuz, tüm kalbimle inanıyorum ki, insanların hepsi ölmemiş olsaydı, muhakkak içlerinden birkaçı o cenazeye katılır, hatta bir iki damla da gözyaşı dökerdi. Necmi kötü biri değildi, ancak ne yazık ki, iyiliğin ve kötülüğün son bulduğu noktaydı burası: Kıyametin son günüydü.

Necmi'den sonra, artık tamamen yalnız kaldığımı anladım. Çok ölü gördüm, ardı arkası kesilmeyen cesetleri çiğnedik sokaklarda kaçışırken. Az çok kestirebiliyorsunuzdur kıyametin nasıl olduğunu. Hepsi, aynısıyla ve fazlasıyla ve eksiğiyle bir şekilde oldu işte. Oldu ve bitti. Artık Necmi de gitti. Ne ilginçtir ki, tek başıma kaldığımı anladığımda, ilk hissettiğim şey, özgürlük oldu. Anlamsız bir yük kalktı üzerimden. Yaşamak zorunda olmadığımı anladım. Korkuyla ve bağırışla ve çağırışla sağa sola koşturmanın gereği kalmadı. Düşünüyorum da, belki de Necmi benden önce anladı bunu —belki de hiç anlamadı.

23 Şubat 2016

Düğme

23 Şubat 2016 0
Kapı çaldı.

Ağır aksak adımlarla kapıya yöneldi Bay Jaromir. Asık suratını düzeltme gereği bile duymadan kapıyı açtı ve karşısında her türden klişeyi barındıran takım elbiseli, fötr şapkalı ve ellerinde siyah bond çanta tutan iki kişi buldu.

"Girebilir miyiz?" diye sordu biri, umursamazca içeriye adımını attı öbürü.

"Hey," diye seslenirken Bay Jaromir, soruyu soranın da yanından geçip salondaki kanepeye doğru emin adımlarla yürüdüğünü gördü. Bir an kararsızca ayakta bekledi, omuzlarını silkip kapıyı kapattı.

Heyecana kapılmadı Bay Jaromir. "Korkmadın mı?" diye soracaktı daha sonra olanları anlattığı yakın arkadaşı. "Bilmem," diyecekti Bay Jaromir, "Umursamadım."

Terliklerini sürüyerek yan yana oturmuş bu iki gizemli adamın karşısına geçti ve koltuğa bıraktı kendisini.

9 Şubat 2016

Ernst Meister'dan Üç Şiir

9 Şubat 2016 0
O Titreyişi
O titreyişi ışığın,
o mırıldanışı,
parlıyor rüzgarda
salınan bir yaprakla.

Gece çöker
ve ben
yürür dururum
-insan olmanın ağırlığıyla-
bir aşağı bir yukarı...

•

Burası Ki
Burası ki,
hiç ve hiç arasında,
iki büklüm olunan yer
derim ki aşktır.

Burası ki,
şansın dönüp durduğu yer,
derim ki aşktır.

1 Şubat 2016

Lanet

1 Şubat 2016 1
Uyandığında üzerinde garip bir huzursuzluk hissetti. Gerindi ve esnedi, kafasını sallayıp odasından dışarıya ilk adımını attı. Annesi çıktı hemen karşısına, gülümsedi ve oğlunun dağınık saçlarını karıştırdı. Yere yığıldı kadın, sonradan anlaşılacağı üzere, öldü. Yere düşerken çıkardığı gürültüyü duyan kocası koşarak geldi, önce dizlerinin üzerine eğilip karısını sarstı, sonra neler olduğunu öğrenmek için kalkıp oğlunun kollarına yapıştı. O da olduğu yere düştü, o da öldü. Korkuyla ve çığlıkla geriledi genç adam. Hastaneyi aradı, kapıya çıkıp komşulardan yardım istemek için bağırdı. Birkaç iyi yürekli insan koşuştu eve, içlerinden birisi delikanlıyı oradan uzaklaştırmak için omzuna dokundu, hiç vakit kaybetmeden o da bu talihsiz olaylar dizisinden nasibini aldı. Öldü.

Birden genç adam bir şeylerin farkına vardı. Ancak kendi düşüncelerine inanamadı. Sıklaşan nefesi ve titreyen eliyle ona dönen bakışlar karşısında yutkundu. Yerde yatan komşusu için bir açıklama aradı, ama bulamadı. Bir feryat koptu, yerde uzanan üçüncü kişinin üzerine komşular üşüştü. O sırada birkaçı ayakta dikilen genç adama çarptı. Çarpanların hepsi hemen orada ve o anda, öldü.

Kalabalık büyüdü, ölenler arttı, genç adam böyle bir şeyin ne kadar imkansız olacağı üzerine kafa yorup durdu ve artık ortalık inanılmayacak bir karmaşaya bürünmüşken önce geri geri adımlar atarak, sonra aniden var gücüyle koşarak oradan uzaklaştı.
 
Sağlıcakla kalmanızı dilerim.