23 Mayıs 2015

Adam Phillips: Tekeşlilik

23 Mayıs 2015
Başarılı yalan, sinir bozucu bir özgürlük yaratır.

Bize, ne yaptığımızı kimsenin bilmemesinin mümkün olmadığını gösterir. Başarısız yalan -yakalanma isteği- kelimelerle neler yapabileceğimizden korktuğumuzu açığa çıkarır. Başka bir deyişle, yalan, birtakım olasılıkları el altında tutma yolundan ziyade, bu olasılıkların ne olduğunu keşfetmenin yoludur.

*

Kendimizin belirli versiyonlarını başka insanların zihinlerinde tutmak için çok uğraşırız; tabii ki daha az çekici olan bazı versiyonlarımızın başkalarının zihnine girmemesi için de. Ama gene de karşılaştığımız herkes, biz beğenelim beğenmeyelim, bizi icat eder. Gerçekten de, bizi başka insanların var olduğuna, bizden ne kadar farklı olduğuna en fazla ikna eden şey, onlara söylediklerimizden çıkamadıklarıdır. Hikâyelerimiz ağızdan ağıza dolaştıkça tanınmaz olur.

Yanlış tanıtılmak, kabul edemediğimiz bir versiyonumuzun -bir icadın- bize sunulmasından başka bir şey değildir. Ancak, başkalarının bizi kendilerince icat etmesi, bu kadar çok farklı görünümümüzün olması, gözümüzü korkutur. Deli gibi bu sayıyı azaltmaya, aslında kim olduğumuzun hikâyesini dolaşımda tutmaya çalışırız. Bu bizi, belki de her şeyden daha fazla, özel bir tek eşin kollarına atar. Tekeşlilik kendimizin versiyonlarının sayısını minimumda tumanın yollarından biridir. Ve tabii kendimizi bazı versiyonların diğerlerinden daha hakiki olduğuna, bazılarının gerçekten özel olduğuna inandırmanın yolu.

*

Hayvanlara benzediğini düşünen tek hayvan türü biziz.

(...)

Tekeşlilik doğanın harikalarından yalnızca biridir. Doğada hiçbir şey bir diğerinden daha doğal değildir.

*

Çift olma durumu insanı dehşete düşürebilir, çünkü öteki kişi bu duruma asla gerçekten katılmaz. Ya da, daha doğrusu, o da tam aynı şeyi ister -ama başka bir bakış açısından.

*

Tekeşliliği seçmek, eşinden başkasını arzulamamayı seçmek değildir kuşkusuz; kendi tekeşlilik fikrini zedeleyecek hiçbir şey yapmamayı seçmektir. Herkes kendi (çoğunlukla bilinçsiz) sadakat standartlarıyla oynaşır. Ama insan asla sırf eşine sadık değildir, aslında her zaman ancak sadakatin kendisine sadıktır.


Bazıları için ihanet bir başkasıyla dans etmektir; başkaları içinse yalnızca çiftleşme ihanet sayılır, geri kalan her şeyi cezalandırılmaktan korkmadan yapabilirsiniz. Eğer kendi kurallarımız olmasaydı nasıl bilirdik sadakatsiz olduğumuzu? Eşlerimizi sevmek için kuralların tiryakisi olmamız gerekir.

*

Büyümek hayali bir uzuv haline gelmektir; âşık olmak bir uzuv edinmektir.

*

Bizi ailenin içine sokan da aileden koparan da cinselliktir. Başka bir deyişle, insanlar saklamak zorunda oldukları şeyi -cinselliklerini- başka bir yerde saklamaları gerektiğinde, ya da başka bir yerde daha iyi gösterebileceklerine inandıklarında evlerini terk ederler..

Saklayacak bir şeyiniz yoksa, gidecek bir yeriniz de yoktur. Çiftlerin bazen birbirlerine tümüyle dürüst davranmayı istemelerinin nedenlerinden biri de budur.

*

Kimsenin ahiret hakkında düşünmeye cesaret edemediği şey şuydu: Belki de ahiret bu dünyadaki hayatın tıpatıp aynısıdır.

*

Bizi başarı kadar yenik düşüren başka bir şey yoktur. Başarı her zaman yenilgiden daha kafa karıştırıcı, daha ironiktir.

*

En iyi, en sıcak saklanma yeri, neden saklanmakta olduğunuzu, ya da saklanıyor olduğunuzu unutabildiğiniz yerdir.

*

İlişkiye, ancak onu tahrip etmek için elimizden geleni yaptığımız halde yaşamakta direndiği zaman gerçekten değer veririz.

*

Son, daima insanın ayağına dolanır. Doruk, yarıda kesilmenin en berbat biçimidir.

*

İnsanlarda âşık olduğumuz özellikler, sonunda bizi öfkeden kudurtan özelliklerle aynıdır çoğunlukla.

*

Olmamız gerektiği kadar iyi değiliz, bu çok açık. Ama kimin bakış açısından?

*

Özgürlüğüme inanıyorum, ama galiba istemiyorum onu.

Adam Phillips, Tekeşlilik
Metis Yayınları
[Çevirmen: Bülent Somay]
— o —

Dipnot: Tekeşlilik üzerine ve onunla paralel olarak kadın-erkek ilişkileri ve aşk kapsamında kaleme alınan bu kitabı, gene öylesine elime alıp karıştırırken bitirmiştim bir zaman evvel. Oldukça kısa olan bu kitap, zaten aforizmalar ve kısa pasajlardan oluşmakta. Okurken de hoşuma giden yerleri Twitter'a koymuştum. Dedim toplu bir halde dursun, oradan da buraya aktardım alıntıları -altını farazi çizdiğim yerleri.

Oldukça cesur ve yer yer nokta atışı tespitler içeren bu kitap, yazarın (Adam Phillips) diğer kitaplarını da okuma isteği oluşturdu bende ki, diğer kitaplarının adları da ilginç duruyor: Flört Üzerine, Öpüşme, Gıdıklanma ve Sıkılma Üzerine, Akıl Sağlığı Üzerine.

Türkçe'ye çevrilmemiş birçok çalışması daha bulunmakta yazarın. Umuyorum ki onlar da -ben ölmeden evvel- okuyucuya sunulabilir.

Esen kalın! -ya da kalmayın, üstüme vazife değildir...

2 yorum:

olcay öztorun dedi ki...

adam phillips'i çok severim. şu an 'hep vaat hep vaat' kitabını okuyorum. çok teşekkürler bu ve diğer yazılarınız için. yeni keşfettim blog'unuzu zevkle okuyorum. sevgiler.

Ümid Gurbanov dedi ki...

Çeviriler dışında bir şeye yorum gelmesi şaşırttı ve sevindirdi. :) Teşekkürler.

Yorum Gönder

 
|| © 2018 - Herhangi bir hak bulursanız, saklayın! || Tasarım: Pocket ||